6 devlet, tek millet..!

(Merhaba/Engin Arıcan/köşe yazısı)

Ülke olarak hareketli ve sıcak günler yaşıyoruz.Bir yandan TSK’nin Suriye Milli Ordusu  ile birlikte yürüttüğü Suriye’nin kuzeyindeki PKK/YPG’ye karşı yürüttüğü askeri operasyon diğer yandan Balıkesir büyükşehir belediye başkanı Yücel Yılmaz’ın belediyecilik ve belediye mülklerinin satışı konusunda yaptığı açıklamalar, öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ileri teknolojiyle Bandırma’da kurulacak bor tesislerininin temel atma törenine katılacağı haberi ile birlikte kurulacak tesis ile 200 kişiye istihdam sağlanacağı gibi gelişmeler gündemimizi fazlasıyla  ısıttı. Bu gündeme daha bir çok üzerinde konuşulup sorgulanması gereken gelişmeleri ekleyebiliriz.

CUMHURBAŞKANI ERDĞAN’I VE TSK’Nİ KUTLUYORUM

Öncelikle şunu belirtelim: Türkiye ve TSK’nin Kuzey Suriye’ye yönelik başlattığı ‘Barış Pınarı’ harekatında Suriye Milli Ordusu ile eşgüdüm içerisinde PKK/ YPG’ li teröristlere, bu taşeron tosuncukların hamisi başta ABD ve AB ülkeleri ile gerici-işbirlikçi Arap ülkelerine, siyonist İsrail’e karşı elde ettiği askeri/diplomatik başarının ne tartışılacak ne de sorgulanacak bir yönü yok. Bir anlamda, en mütevazı açıdan Türkiye’ye ve bölge coğrafyamıza dönük yüzyıllık emperyal oyun başarı ile bozuldu. Taşeron ve lejyon ‘Kürt Devleti’ hayalleri bu güç odaklarının  ve ülkelerin kursağında kaldı. Bu nedenle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve TSK’ni kutluyorum.

6 DEVLET, TEK MİLLET..!

Bir konu daha var. Farkında mısınız..! İki devlet tek millet desturu ile kardeş Azerbeycan’da gerçekleşen 7.Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Konseyi) toplantısına katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında bir şey söyledi. Dedi ki, artık iki millet tek devlet ifadesi yanlışve  gerçeği yansıtmıyor. 6 devlet ve tek millet var, dedi. İşte bu Türk coğrafyasıdır ve anlaşılan o ki, ülkemiz siyaseti, dış politikamız artık bu gerçeğe göre küresel açıdan biçimlenecektir. Bu Türk’ün tarihsel ve toplumsal açıdan sınırları ve ayrıştırmaları aşarak millet olarak kucaklaşması ve helalleşmesi anlamına da geliyor. Bu gerçek, önümüzdeki yıllarda dünya siyasetini değiştirecek, dünyayı sallayacak önemli bir gelişmedir.

ÖZELLEŞTİRME VE KAMU MÜLKLERİNİN SATIŞI

Balıkesir büyükşehir belediye başkanı Yücel Yılmaz, belediyeye ait lunapark alanının ihale yöntemiyle satışa çıkartılmasına yönelik başta CHP olmak üzere, şahsına ve yönetimine yönelik eleştirilere karşı yaptığı açıklamalarla, kamuoyunda bir tartışmanın da kapılarını açtı. Bu açıklamalar ve tartışmalar, doğrudan büyükşehrin tüm ilçelerini ve belediye başkanlarını, partilerini de ilgilendiriyor.

Bu konu, yabancısı olduğumuz bir konu da değil. Özelleştirmeler ve kamu mülklerinin ihale yöntemi ile satışa çıkartılmasına Bandırma da yıllardan bugüne aşina. Bu konuda açıklama yapanlar, bu konuyu tartışanlar ya da özelleştirme politikaları ile kamu mülklerinin satışını savunanlar ile buna karşı çıkanlar, konuyu ve sorunu ekonomik-politik boyutunu öne çıkartıp, ne yazık ki konuşup, tartışmıyorlar. Politik açıdan şark kurnazlığı yapılıp, popülist anlayış ve yaklaşımlarla özelleştirme ve kamu mülklerinin satışı bir anlamda cilalanıyor. Oysa ki, dünü ve bugünü ile kapitalizm yani serbest piyasa ekonomisi ve liberalizm dediğimiz ekonomik-politikalar konuşup, tartışmadan, bu konularda bir sonuca, ortak noktaya ulaşabilmemiz mümkün değil.

Ülkeyi ve devleti, devlet kurumlarını, belediyeleri bir şirket anlayışı ile yönetmek bir tüccar, bir iş adamı ya da sanayici gibi ele alıp, bu yönetim ve idare anlayışının temeline ‘parayı’  ‘kar-zarar’ı koymak tüm Cumhuriyet tarihinde izlenen kapitalist ekonomik politikaların kaçınılmaz sonucudur. Bu bir siyasal tercih ve irade sonucudur. Beğensek de beğenmesek de gerçek budur. Bu ekonomik-politik gerçeğin sosyal devlet anlayışı ile rehabilitasyonu, yumuşatılması temel gerçeği, ne yazık ki ortadan kaldırmıyor.

Örneğin, Balıkesir büyükşehir belediye başkanı Yılmaz, belediyeyi yönetmek, bir çiftliği yönetmek gibidir derken yada  bir diğeri devleti yönetmek ticari bir işletmeyi yönetmek gibidir derken, her iki anlayışın sahipleri de, ortak bir ekonomik-politik anlayıştan hareketle bunu ifade ediyorlar. Ne yazık ki, CHP’nin bu konudaki karar ve uygulamalara itirazları ve eleştirilerinin samimiyetten uzak olduğunu düşünüyorum.

Neden ve niçin?

Çünkü, CHP’li belediyeler de Ak Partili belediyelerle iktidar oldukları büyükşehir ya da ilçelerde aynı siyasi anlayışı, aynı ekonomik-politikaları izledilerve  bir çoğu da halen  izliyorlar. Bandırma’da CHP’li Dursun Mirza yönetimi bir emlak komisyoncusu edasıyla kamu mülklerini, arazilerini satmadı mı? Hangi satışta ‘kamu yararı’ gözetildi?

Karar ve uygulamalara, politikalara bakıldığında laf ebeliklerini, şark kurnazlıklarını bir yana bırakıp kapitalizmin ve vahşi kapitalizmin, serbest piyasa ekonomisi, liberalizmin aklın ve bilimin rehberliğinde  tartışılıp, sorgulanması gerektiğine inanıyorum.. Kapitalizmin ve vahşi kapitalizmin ehlileştirilip, sosyal devlet anlayışıyla ekonomik-politikaların ehlileştirilmesi işi isetüm dünyada sosyal reformistlerin derdi ve davasıdır.

Esen kalın..

 

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın
Facebook
Instagram
Twitter
Bülten Üyeliği