ALAN:KULAĞIMIZIN ÜZERİNE YATMAYALIM..!

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Başmüfettişi Ömer Alan, 17 Ağustos 1999 depremi sonrası olası bir deprem konusunda Balıkesir, Güney Marmara ilçeleri Gönen ve Bandırma’yı uyardı. Deprem konusuna siyaset üstü bir anlayışla yaklaşılması gerektiğini vurguladı.

17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden 20 yıl geçti. Bölgemizde de hissedilen 1999 depremi hepimizi derin bir acıya boğdu. Depreme hazırlıksız yakalandık. Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bolu, Düzce ve İstanbul’da 17.480 kişiyi yitirdik, 113.000’e yakın konut ve işyeri yerle bir oldu. Bunun iki katından fazla konut ve işyeri ise hasar gördü.

Güzel ülkemizin yaklaşık üçte ikisi deprem bölgesi. Bu deprem bölgelerinde 58 milyon insanımız yaşıyor. Maalesef memleketim Bandırma da bu bölgenin içinde. Sadece Bandırma değil tümüyle Balıkesir ilimiz 1. derece deprem bölgesinde.

Deprem denilince hep “Kuzey Anadolu Fay Hattı” yani “İstanbul Depremi” konuşuluyor. İstanbul’un güneyinden geçen fay, Balıkesir’in de kuzeyinden geçiyor! Bu deprem, Marmara Adası’nın 16 km., Bandırma’nın 53 km. kuzeyinden geçeceği için aynı zamanda bir “Bandırma Depremi” olarak da görülmeli. Üstelik Kuzey Anadolu Fay Hattı’ndan ayrılarak, Gemlik ve Mudanya üzerinden doğrudan Bandırma’ya yönelmiş bir fay hattı daha var. Etrafımızdaki ilçelerde var olan irili ufaklı ona yakın fay hattından bahsetmiyorum bile.

Peki biz Balıkesir’de, Güney Marmara’da Bandırma,Gönen ya da Erdek’de depreme hazırız ya da en azından hazırlanıyoruz diyebilir miyiz?

Yerel yönetim seçimlerinin kampanya döneminde Balıkesir’in, Güney Marmara’nın  ya da Bandırma’nın depreme hazırlanması meselesinin çok daha fazla gündeme gelmesini, hatta belirleyici bir kriter olmasını, vatandaşların bu konuda siyasilerden daha fazla talepte bulunmalarını beklerdim. Öyle olmadı, bu durum benim için şaşırtıcı oldu.

Diğer taraftan, depreme hazırlık konusu siyaset üstü yaklaşılması gereken bir konu. Tüm yetkili erklerin ortak çalışması gerekiyor. Kimse sorumluluğu başkasının üzerine atarak kurtulamaz. Deprem olduğunda siyasi görüş ayırt etmez.

Elimizde sağlıklı bir bina envanteri yok ancak örneğin, Bandırma’da yaşayanların üçte biri olası bir deprem anında ciddi risk altında olabilir ve bunun için bir şeyler yapmak gerekiyor.

Yapılacak işlerin başında bir deprem stratejimizin olması gerekiyor. AFAD dahil yetkili tüm kurumların içinde yer aldığı. İkinci olarak, riskli binaların tespiti geliyor. Bu konu vatandaşların insiyatifine bırakılmayacak kadar önemli. Balıkesir, Güney Marmara ve Bandırma’nın bir bina envanterleri hazırlanmalı. Tüm binaların yapım yılı, yüksekliği, cinsi, zemin etüdü, malzeme kalitesi, statiği, içinde yaşayan kişi sayısı vs. çıkarılmalı, riski yüksek binalar belirlenmelidir. Üçüncü olarak, yüksek riskli binalarda yaşayanlar için kentsel dönüşüme gidilmeli ve bunlar için güvenli konut alanları üretilmelidir.

Bunu tek başına Bandırma yada Gönen Belediyesinin yapamayacağı malum, ancak yapılması gereken kentsel dönüşüm ihtiyaçlarını ve depreme dayanıklı konut üretimi taleplerini gerek Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ne gerekse Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na uygun projelerle iletilebilir ve uygulanması temin edebilir diye düşünüyorum. Bakanlığın ve Büyükşehir Belediyesinin bu konuda önemli çalışmaları olduğunu biliyorum. Ancak,örneğin, Bandırma Belediyesi, bu çalışmalara uzun bir süredir ilgisiz ve bu en temel sorunu görmezden gelmeye devam ediyor. Ben de bir Bandırmalı olarak bu durumdan rahatsızım.

1999 depreminin merkezi Bandırma’ya yakın değildi. Ama bir sonraki deprem Güney Marmara’ya ve Bandırma’ya çok daha yakın bir yerde olacak. 1999’da yaşadığımız acıları tekrar yaşamak istemiyorsak depremle mücadeleyi ciddiyetle, sorumluluktan kaçmadan, kulağımızın üzerine yatmadan, aralıksız sürdürmemiz lazım.

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın
Facebook
Instagram
Twitter
Bülten Üyeliği