Alişan Hayırlı (GÖNEN ZİYARETLERİ)

Hadi koşun, annenize babanıza koşun, cennetinize koşun!

Yüce Allah buyuruyor ki; “Anneniz babanız yanınızda yaşlanırsa onlara of bile demeyin”

Nerede böyle yalnız başına yaşayan yaşlıları görünce nedendir bilmiyorum, içimi bir hüzün kaplar. Çocuklar sahipsiz, annesiz babasız nasıl yaşayamazsa tıpkı annelerimiz babalarımız da yaşlanınca tek başına yaşayamazlar. Yaşlıların en büyük düşmanıdır, yalnızlık… Her insanı, yaşlandığında bir korku alır, acaba benim sonum ne olacak diye… Yalnızlık, terkedilmişlik, bakımsızlık yaşlılarımızı hem fizikmen hem de psikolojik olarak çökertir.

Bu yüzden Yüce Allah, bizi bizden daha iyi bildiği için, anne babamıza öf bile dememizi yasaklamıştır.. Anne babaların yaşlılık psikolojisini ancak biz de yaşlandıktan sonra anlar, başımıza geldikten sonra biliriz.

Zor bir durum… çok zor.

Düşünün bir kere, çocuğunuzu karnınızda taşımız, doğurmuş, doyurmuş, sevmiş, büyütmüşsünüz. Bir tane de değil birkaç tane çocuk… Ve çocuklarımız için her cefaya katlanmışız.

Sonunda bir bakıyorsunuz ki elinizden uçup gitmiş, herkes kendi derdine telaşına düşmüş, anneler babalar arada unutulup gitmiş… İşte bu durum anne babayı derinden yaralar, kahreder, yine de cocuklarına bunu hissettirmez, laf söylemezler. Niye? Çünkü hâlâ şefkat ve sevgi beslemeye devam ederler.

Gönen’de olsun, Malatya’da olsun, Türkiye’nin her yerinde, gezilerim sırasında, bilhassa köylerde, mahrumiyet bölgelerinde yalnız başına yaşayan anne babaları görüyorum. Hepimiz görüyor şahit oluyoruz.

Niye böyle olaydı, niye büyüklerimiz hayatlarının sonunu böylesine hüzün verici bir sahneyle yaşayalardı, niye dünyadan böyle ezik, mağdur ve kalbi kırık ayrılalardı.

Niye?

Sessizlik ve yalnızlık… Terkedilmişlik… Sorulmamak, bir haber alamamak, selam bile verilmemek…

Gönen’in Suçıktı Köyüne bağlı Atgölcük mahallesinde, eski bir evde, artık 90 yaşına gelmiş Ali-Elmas Köroğlu çiftini görünce işte bu düşünceler geçti aklımdan… Bir kere daha kahroldum.

İkisi de bastona yaslanmış, ikisi de hasta, ikisinin de gözleri zor görüyor kulakları zor işitiyor. Hele Elmas nine tamamen çökmüş, bir odada kanepe üstünde yığılıp kalmış… İnsanın içi cız ediyor, adeta yangında kül olan bir ağaç gibi eriyorsunuz.

Yakıcı bir yalnızlık.

Halbuki bir bilsek onlar bizim cennetimiz. Onlara bakabilsek, onların gönlünü alabilsek, onlara yanımızda yaşladıktan sonra of bile demesek, cennet kapıları bize sonuna kadar açılacak.

Anneniz babanız yaşıyorsa, koşun, hemen yanınıza alın veya yanlarına gidin! Fırsat varken, onlara son günlerinde yarenlik edin, bir güler yüz, bir bardak su, bir dilim ekmek verin. Onları bu dünyadan mutlu uğurlayın,  siz de cennetinizi kazanın.

Hadi durmayın!

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın
Facebook
Instagram
Twitter
Bülten Üyeliği