BEKLENEN DEPREME HAZIR MIYIZ?

İnşaat Mühendisleri Odası Balıkesir Şube Başkanı Gürkan Özcan 17 Ağustos 1999 depreminin 20’nci yıldönümünde yaptığı açıklamada deprem gerçeğine bir kez daha dikkat çekti. Beklenen depremin bir gün mutlaka kapımızı çalacağını söyleyen İMO Şube Başkanı Gürkan Özcan, ülke ve Balıkesir olarak depreme hazır mıyız sorusunu sordu.Ozkan,depremlerin bir doğa olayı olduğunu ve afete dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.

 

Türkiye topraklarının üçte ikisinin birinci ve ikinci derece deprem bölgesinde olduğunu bir kez daha hatırlatan İMO Şube Başkanı Gürkan Özcan bir doğa olayı olan depremin afete dönüşmemesi için gerekli tedbirlerin mutlak suretle alınması gerektiğini bildirdi. Gölcük Depremi’nin üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen alınması gereken önlemlerde bir arpa boyu yol alınmadığına dikkat çeken Gürkan Özcan deprem yönetmeliğinin uygulanmamasını kabul etmediklerini ifade etti.

ARADAN 20 YIL GEÇTİ

İnşaat Mühendisleri Odası Balıkesir Şube Başkanı Gürkan Özcan 17 Ağustos depremiyle ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Unutulmaması açısından tekrarlıyoruz, 17 Ağustos 1999 Depreminde, 20 bine yakın vatandaşımız can verdi. 24 bin civarında vatandaşımız yaralandı. Yapı stokumuzun yüzde 25’i kullanılmaz hale geldi. Olası İstanbul depreminde ise AFAD tarafından ön görülen; 30 bin can kaybı, 50 bin yaralı ve 2 milyon 600 bin kişinin evsiz kalması. Topraklarımızın üçte ikisi 1 ve 2. Derece deprem bölgesinde ve ne yazık ki yapı stokumuzun üçte ikisi kaçak. Kaçak yapılaşmanın olağan bir durum gibi kabullenilmesi yetmezmiş gibi, bir de üstüne İmar Afları çıkarılarak bu yapıların yasallaştırılması cabası. Peki,  deprem gerçeklerinin önemini hatırlatmak için 20 yıl geriye dönmeye gerek var mı? Hayır.  İşte, geçtiğimiz günlerde Denizli’de yaşanan depremler, 100 den fazla hasarlı bina ya da bu yıl içerisinde yaşadığımız istinat duvarı yıkılmaları, deprem etkisi olmadan binaların durduk yerde göçmeleri, İstanbul Kartal da çöken bina enkazının 4 günde zor kaldırılması. Hafif hasarlarla atlatılması gereken depremlerde dahi yapılarımızın kullanılmaz hale gelmesi, can kayıplarının yaşanması, mevcut yapılardaki tehlikenin boyutunu en göz alıcı çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.

GEREKLİ ÖNLEMLER ALINMALI

Deprem bir doğa olayıdır ve bunun afete dönüşmemesi için gerekli tedbirler mutlak surette alınmalıdır. Bu tedbirlerden ilki, İmar Barışı kapsamında Balıkesir de Yapı Kayıt Belgesi için başvuran 120 bin civarındaki yapının bugünkü deprem yönetmeliğine uygunluğunun kontrol edilmesi ve mevcut yapı stokumuzun gözden geçirilerek gerekli durumlarda güçlendirilmesidir. İkincisi ise yapı ruhsatı almak için müracaat eden vatandaşların işlemlerinin, Mühendislik Bilimi çerçevesi içerisinde,  liyakatli personeller tarafından en kısa sürede sonuçlandırılmasıdır. Ruhsat makamlarında, aylarca süren ruhsat işlemleri vatandaşları bezdirip kaçak yapılaşmaya yöneltirken, yatay yapılaşmadan bahsedip, oy ve rant uğruna TOKİ eliyle olmadık yerlere, fay hatlarının dibine inşa edilen yüksek katlı yapılar, deprem bilincimizin ne seviyede olduğunun açık göstergesidir.

BİR KEZ DAHA HATIRLATIYORUZ

20 yıl sonra geldiğimiz noktada tekrar hatırlatmak istiyoruz ki; deprem Yönetmeliklerinin hiçe sayılmasını kabul edemiyoruz. Her yıl çok sayıda mühendislik diploması verilmesine rağmen kaliteli bir mühendislik öğrenimi verilmemesini kabul edemiyoruz. Her afetten sonra sık sık yapılan “yara sarma” anlayışından kurtulup; bilimin, tekniğin ve aklın gerektirdiği işlerin yapılmamasını kabul edemiyoruz. Ruhsatlardan mühendis ve mimarların imzasının kaldırılması mesleğimizin gelişimini engellenmesini, sahteciliğin önünün açılmasını kabul edemiyoruz. Oda ile meslek insanı arasına örülmeye çalışılan duvarları kabul edemiyoruz. Fiziksel, sosyal ve ekonomik yönden çöküntü ve bozulma sürecine girmiş kentsel alanları, içinde yaşayanlar için yaşam kalitesi daha yüksek olacak şekilde kente kazandırılmasını hedefleyen bütünlüklü kentsel Dönüşüm yerine İmar Aflarının getirilmesini kabul edemiyoruz. Var olan yapı stokumuzun; deprem başta olmak üzere diğer doğal olaylara karşı hazırlıklı ve güvenli olmamasını kabul edemiyoruz. 1938 yılından kalma Mühendislik Yasasının geliştirilip, güncellenmemesini kabul edemiyoruz. 20 yıl sonra gelmiş olduğumuz noktada bir arpa boyu yol kat etmiş olmamızı kabul edemiyoruz.”

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın
Facebook
Instagram
Twitter
Bülten Üyeliği