BİR POĞAÇA İLE BİR ÇALIŞMA GÜNÜNE BAŞLAMAK

Ne yazık ki Türkiye olarak başta sosyal ve siyasi olmak üzere spor, sanat ve çalışma hayatımız gibi hemen hemen tüm kompartımanlarımız da var olduğunu düşündüğümüz sıkıntılar üzerindeki tartışmalara devam edip duruyoruz. Çözümler derken ilelebet birbirlerini ANLAMAMAK için direnen önyargılı çağ dışı anlayışlarımızla bu sıkıntılarımızın kolaylıkla azaltılması da bu gün için çok zor görünüyor.

 

Gelelim konumuza; Geçtiğimiz yaz çay bahçesinde arkadaşlarımla aramızda konuşurken konu çalışma hayatımıza gelmişti. Bu konuda arkadaşlar olarak fikirlerimizi söylerken aramızda eğitimini yurt dışında tamamlamış ve çalışma hayatının tamamını Avrupa’da yönetici olarak çalışmış ve yaşı 80’lere gelen bir arkadaşımızın söylemeye çalıştıklarını sizlerle paylaşmak isterim.

 

Arkadaşımız, Avrupa’da çalışma hayatı derken anlayışın temelindeki en önemli noktanın ne iş olursa olsun verimlik üzerine işlerin programlandığını, bu konuda aksamalara asla izin verilmediğini söylemişdi. Bu yüzden çalışan kesimlerin bu önemli ayrıntıyı bilerek sosyal yaşamlarını kendilerine göre değil iş yerleri düzenine göre planladıklarını, bundan da asla taviz vermediklerini söyledi.

 

Özellikle çalışma günleri dediğimiz, Pazar akşamları dahil haftanın 5 günün de  gece saat 22.00’den sonra sokaklarda gezmek için değil sadece acil işi olanların dolaştığını, çalışan kesimlerin ise evlerine kapanarak uyku düzenine geçtiklerini, sabah ise erkenden kalkarak iyi bir kahvaltı sonrası iş yerlerine koştuklarını anlattı arkadaşımız.

 

Ve devam ederek verimli bir iş için mutlaka dinlenmiş bir vücuda ihtiyaç olduğunu, gerekli gıdalarını da alarak çalışma periyodu boyunca dinç kalan çalışanların iş verimi olarak ancak başarılı olabildiklerini anlattı bizlere.

 

Misafir arkadaşımız zaman zaman gerek tatil gerekse işi dolayısıyla ülkemize geldiğinde mesai günlerinde sokakların, kahve hanelerin gecenin ilerleyen saatlerinde bile hala dolu olduğunu gözlemlediğini, ertesi çalışma günü 3-5 saatlik uykularla nasıl çalıştıklarını çok merak ettiğini, bunu da eş dost ve arkadaşlarına sorduğunda da cevap olarak bize bir şey olmaz ağabey, biz genciz laflarını çok işittiğini söylüyordu.

 

Özellikle bir simit veya poğaça ile güne başlayıp açlığını geçiştirenlerin aslında hep vücutlarından verdiklerini söylüyordu arkadaşım. Zaman geçip de emekliliği yaklaşanlardan bu şekil alışkanlığı olanların ileriki yaşlarda sağlık olarak zorlanabilecekleri bir dönemin kendilerini beklediğini mutlaka bilmeleri gerektiğini hatırlatan misafir arkadaşım yazılı veya sözlü nerede olursa olsun sağlıklı beslenme ve sağlıklı çalışma hakkındaki bilimsel konulara mutlaka kulak verilmesini ve asla ihmal edilmeden uygulanması gerektiğini anlatmıştı bizlere.

 

Ve sağlık derken son günlerdeki internet ve gazete sayfalarına baktığımızda POĞAÇA ile beslenme konusunda ciddi ikazların yapılmakta olduğunu görüyoruz.

 

Sonuç olarak bende emekli bir memur olarak gençlik yıllarımda yaptığım hataları şimdi daha iyi anlıyorum. Keşke birileri bizlere bunları iyi anlatabilseydi mesela.  Sağlıklı bir emeklilik için sağlıklı bir çalışma sürecinin ne kadar önemli olduğunu, bundan tavizler verildiğinde ise vücut direncinin zaman içinde azalabileceğini, olumsuzlukların başlayabileceğini ve de zaman zaman ciddi rahatsızlıklara neden olabileceğini ben yaşı 70’lere varan bir kişi olarak daha henüz yeni öğrendiğimi itiraf etmek isterim.

 

 

Bende bu konuda bir farkındalık olması dileği ile arkadaşımın sağlıklı bir çalışma hayatı için iyi bir uyku ve iyi bir kahvaltı konulu düşüncelerini sizlerle ikinci kez paylaşmak istedim. Kendisine de buradan fikirlerini bizlerle paylaştığı için tekrar teşekkür ediyorum.

 

Esen kalınız.

 

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın
Facebook
Instagram
Twitter
Bülten Üyeliği