DEMOKRASİ VAZGEÇİLMEZİMİZ OLMALI..!

Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni ,yazar Engin Arıcan’ın 10.kikabı Poyrazın Çocukları’nın imza günü ve söyleşisi,  12 Kasım Salı günü, saat 18.00’de ,Bandırma Belediyesi Nikah Salonu’nda gerçekleşti.

Etkinliğe; Balıkesir 25. Ve 26 denim CHP milletvekili Mehmet Tüm, Bandırma Belediye Başkanı Av. Tolga Tosun, Belediye Başkan Yardımcısı Metin Ok, belediye meclis üyeleri, Ak Parti  İlçe Başkanı Mehmet Doğan, MHP İlçe Başkanları Yurttaş Bakkal, Bandırma ADD Şube Başkanı Ali Polat,muhtarlar yanı sıra kalabalık bir davetli ve dinleyici topluluğu katıldı.

POYRAZIN ÇOCUKLARI’NA SELAM OLSUN..!

Kişisel ve mesleki tanıtımı yapıldıktan sonra söz alan  Gazeteci-Yazar Engin Arıcan,Poyrazın Çocukları’nın kimisi sol ve sosyalist değerlerle, kimisi İslami inanç ve değerlerle ,kimisi milliyetçi ve ülkücü değerlerle donanmış, içimizden yetişmiş, aynı mahallenin çocukları olarak cadde ve sokaklarında oynadığımız, aynı okullarda aynı sıraları paylaştığımız, bacası tüten fabrikalarda birlikte ter döktüğümüz, denizinde serinleyip bereketiyle keyiflendiğimiz, sevinci ve hüznü birlikte yaşayan kentin insanları olduğuna dikkat çekerek, “Bu kentte ve bu salondaki herkes Poyrazın Çocukları’dır.”dedi.

TRAVMATİK BİR TOPLUM OLDUK..!

Cumhuriyet Türkiyesi’nde toplumun ve bireylerin karşılaştıkları ve yaşadıkları olaylar nedeniyle travmatik sorunlar yaşadığına dikkat çeken Arıcan, “27 Mayıs’tan başlayarak yaşadığımız askeri darbelerin ülkeye ve topluma faturası çok ağır olmuştur. Darbeciler tarafından bu ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı,bakanları göstermelik mahkemelerde darbe hukukuna göre yargılanıp, idam dahil en ağır şekilde cezalandırılmışlardır. Cumhurbaşkanı ilerlemiş yaşından idamdan kurtulurken, başbakanı ve iki bakanı darağacında asılmaktan kurtulamamıştır.27 Mayıs darbesine omuz verenler daha sonra birbirlerine karşı darbe yapmaya yeltenmiş ve Talat Aydemir ile bir diğer darbeci subay,idam edilmekten kurtulamamıştır.12 Mart darbesi döneminde bu kez üç genç  rövanşist bir anlayışla idam edilirken, 12 Eylül darbesi ile idam edilenlerin sayısı 50’ye ulaşmıştır.FETÖ’cü 15 Temmuz askeri darbe ve işgal kalkışmasında darbeciler doğrudan devletin başı cumhurbaşkanı Erdoğan ve başbakanı ile bakanlarını hedef alırken, toplam insan sayısı 251’i yaralanan insan sayısı 2000’i aşmıştır.”dedi.

ULUSAL BAĞIMSIZLIĞIMIZ VE EGEMENLİĞİMİZİ GÖZETMELİYİZ

Cumhuriyet tarihimizde gerçekleşmiş her askeri darbenin ortak yanları ve özellikleri bulunduğuna dikkat çeken Arıcan, “27 Mayıs,12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat,15 Temmuz darbe kalkışmalarında bulunanların hepsi yayınladıkları ilk mesajlarında Atatürkçülükten söz edip, hangi adımı atmışlarsa Kemalizm adına attıklarından dem vururken,istisnasız hemen tüm darbeciler başta ABD olmak üzere NATO ve diğer küresel ittifaklara ve uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklere sadık olduklarını beyan etmişlerdir.Ülkemizde gerçekleşmiş her askeri darbenin ya da başarılı-başarısız kalkışmanın arkasında ABD ve NATO bulunmaktadır. Bu nedenle, ülkemiz devlet ve toplum yönetiminin askeri darbelerden arındırılması doğrudan bir ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenliğimizin geliştirilip, güçlendirilmesi sorunu olarak görülmeli. ” dedi.

 

15 TEMMUZ’DA BALIKESİR VE GÜNEY MARMARA’DA NELER YAŞANDI?

Darbeler tarihinde ilk kez FETÖ’cü 15 Temmuz askeri darbesi ve işgal girişiminde devlet-siyasal iktidar ve milletin el ele vererek, 251 şehit verme ve 2000’den fazla insanımızın yaralanması pahasına darbecilere karşı muhteşem bir direniş  sergileyerek,kalkışmayıbastırarak,darbecileri bozguna uğrattığına dikkat çeken Arıcan,”Darbeler ve kalkışmalar tarihimizde ilk kez bu ülkenin cumhurbaşkanı ve başbakanı,bakanları,partisi milleti  darbecilere direnmeleri ve demokrasiye sahip çıkmaları için alanlara davet etti.Devlet ve toplum yaşamımızda çok yönlü muhteşem bir direnç sergilendi.Poyrazın Çocukları’nda 15 Temmuz’da Balıkesir ve  Güney Marmara’da, Bandırma’da neler yaşanmış,hasıl bir mücadele verilmiş bunlar anlatılmaya çalışılıyor.” dedi.

RÖVANŞİST ANLAYIŞ VE YAKLAŞIMLAR

Toplumda yaşanan acıların kategorize edilmemesi gerektiğini belirten Arıcan,”27 Mayıs darbesinden günümüze yaşanmış ve yaşanmakta olan ortak acılarımız,mağduriyetlerimiz konusunda böylesi  olayları kategorize etme, aşırı siyasal bir anlayışla özüne yabancılaşma,kişiselleştirme çabası var.Örneğin, 27 Mayıs, Demokrat parti iktidarına ve temsilcilerine karşı gerçekleştirilirken, DP’li başbakan Menderes ve iki bakanı Zorlu ve Polatkan asıldı. Yassıada mahkemelerinde yüzlerce insan yargılandı,mağdur edildi.O dönemin DP’li yöneticilerine,temsilcilerine, oy veren insanlarına ‘sizin yaşadıklarınız bizi ilgilendirmiyor.O sizin acınız’deme hakkımız,lüksümüzde bulunmuyor.Bu siyasal ve sosyal yaşamda rövanşist eğilimleri güçlendirirken, toplumsal kutuplaşmayı, gerilim ve çatışmayı besliyor.Bu kez de 27 Mayıs’ın mağdurları, 12 Mart ve 12 Eylül’de mağdur kılınmış kişilere aynı rövanşist anlayışla yaklaşarak, ‘bu sizin acılarınız.Bizi ilgilendirmiyor’ diyerek uzak duruyor.Özüne indiğinizde toplum da herkes acılı ve mağdur.Herkesin kanayan bir yarası var.Bunu,daha net 15 Temmuz kalkışmasında yaşadık. Yaşanan vahşet, kıyım ortadayken ‘bu saatte darbe mi olur? Darbe sabaha karşı olur? Erdoğan ile Gülen oynaşıyor. Bu bir oyun, bir tiyatro’denilerek, adeta bir darbe uzmanı edasıyla anlamsız, kör yorumlarla karşılaştık.” dedi.

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın
Facebook
Instagram
Twitter
Bülten Üyeliği