DEPREMDEN DERS ALAMADIK

17 Ağustos 1999 tarihinde, bütün Türkiye”yi etkileyen büyük bir yıkım yaşadık. İnsanlık dramıydı, yüzlerce kişinin bedeni bile bulunamadı. On binlerce kişi öldü, bu depremi takiben Adapazarı depremi yaşandı. Orada da yıkım büyüktü.

Üzerinden unutacağımız bir zaman dilimi geçmedi. Buna rağmen sanki bu yıkımı başka bir çoğrafi bölgede yaşanmışta bizi hiç ilgilendirmiyormuş gibi yaşadık.

Kişisel olarak biz depreme karşı bir şey yapamayız. Deprem için, Devlet, yerel yönetimler birlikte çalışmalıydı, bu çalışma sonucunda bireylere düşen görevler de belirlenmeliydi olmadı, olamadı.

Devlet deprem için ayrılan alanları imara açtı, çoğuna AVM yapıldı. Kentsel dönüşüm dendi, rant getiren alanlardan başlandı. Tercihende güçlendirme değil, yıkımı yapıldı. Bu arada gerçekten dönüştürülmesi gereken mahalleler rantları düşük olduğu için ihmal edildi.

İmar affı dendi, baş vuru yapılan bir çok bina zaten deprem yönetmeliğine aykırı yapılmış binalar adı üzerinde kaçak bina, her türlü denetimden yoksunlar…Siz bunlara imar barışı adı altında yasallaştırıyorsunuz.  Tabi ki imar affı olsun, ama tek tek bu yapılar, deprem yönetmeliğine de uygun hale getirilsin.

5,8 Richter şiddetinde İstanbul da bir deprem yaşadık. Devlet dedi ki, 5,8 richter şiddetinde depremde hasar almadık bakın depreme ne kadar hazırlıklıyız, oysa 5,8 richter şiddetinde ki deprem zaten yoğun yıkıcı değildir. Buna rağmen minimum 79 yapı oturulamaz hale geldi. Bu ne kadar başarıdır düşünün.

Çok yakın zamanda California da iki ayrı deprem oldu, şiddeti 7.02 richter üstüydü. Kimse çocukları için okullara koşmadı, evinden sokaklara dökülmedi, çünkü depreme hazır binalarda yaşıyorlardı. Çocukları ve kendileri güven içindeydi. Korku, panik yoktu, işte budur Devletin ve yerel yönetimlerin başarısı. Japonya dan hiç bahsetmiyorum. Japonya da 5,8 richter şiddetinde deprem neredeyse ayda bir kaç kere yaşanır.

Bizde ise 5,8 richter şiddetinde depremde anneler çocukları için sokakta, insanlar can korkusuyla parklarda…Deprem toplanma alanları olmadığından, insanlar nereye gideceklerini bilemiyorlar.

Türkiye deprem kuşağında, bu tartışma götürmez bir tartışma götürmeyen olayda biz deprem olmayacak gibi yaşadık. Devlet uyudu, yerel yönetimler uyudu ve bizi uyuttular. Binalar deprem dönüşümü adı altında ranta dönüştü.

Bina güçlendirme yerine yıkım tercih edildi, esas olan yapıların sorunlarının belirlenilip, depreme güçlü hale getirilmesi hem daha hızlı hemde daha ucuz bir çözümdür.

Biz deprem gerçeği ile yaşamaya ne beyin olarak ne yapılarımız olarak hazır değiliz. Gerçekte Allah göstermesin, bir deprem yaşanırsa Kentsel dönüşüm için yapılan inşaatlarda gözlenecek  dönüşüm adı altında bakalın nasıl yapılar yapıldı göreceğiz.

Toprak rantı yüksek alanlarda inşaat yapan müteahhit mecburen maliyeti aşağı çekip, elinde az kalan daireleri satabilmek için gerçek dayanıklılıktan uzak binalar yapmak zorunda kalmış olabilirler, depreme dayanıklı yapı yapmanın maliyet oldukça yüksektir.

Bugün Japonya, California gibi depreme dayanıklı yapılar yapan ülkelerde inşaat maliyeti 1500 euro ile 4500 dolar arasındadır. Unutmayın bu rakamlar sadece maliyettir.

Devlet ve yerel yönetimler, tek tek deprem ile ilgili yapıları inceleyip, güçlendirme yapılacak binaları hızla güçlendirmeliydi, güçlendirme maliyeti yık  yaptan  daha ucuzdur. Ama müteahhitlere rant bırakmaz. İşte biz rant ile depreme dayanıklılığı karıştırdık.

Oysa İstanbul yada Marmara bölgesinde yaşanacak 6 richter ve üzeri bir depremde Türkiye ekonomisi nasıl etkilenir bir düşünün, devlet, yerel yönetimler bunu düşündü mü acaba

Kısa süreli rant da dayalı kentsel dönüşüm, Marmara bölgesinin sonu olabilir, ekonomimiz çökebilir. Zaten büyük bir ekonomi krizi içindeyiz. Artık rant düşüncesini bırakıp, hızla depreme binaları dayanıklı nasıl düzeltebiliriz bakalım.

Bir deprem olursa, rant getiren bölge ile rant getirmeyen bölge diye birşey olmayacak, Yıkım her noktada yaşanacak, ayakta kalacak olan, az sayıda yapı ekonomimizi kurtaramayacak.

Bunun içinde, yapmamız geren tek şey bu konu da deprem bölgesinde yaşayan ülkeler neler yapıyorlar neler yaptılar neler yapacaklar takip etmemiz gerekir.

Biz şirket olarak 13 yıldır, depreme  yapılar üzerine çalışıyoruz. Buna rağmen Türkiye de ancak 10 larca bina yapabildik. Size Türkiye Bayındırlık Bakanlığı raporumuzu bir kere daha yayınlıyorum.

En azından biz şirket olarak üzerimize düşeni yaptık, yapmayan malesef yönetimler oldu…

DEPREM ÖLDÜRMEZ, İHMAL ÖLDÜRÜR UNUTMAYIN.

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın
Facebook
Instagram
Twitter
Bülten Üyeliği