EN ACI ANIM,DEPREM…

Günlerden 16 ağustos 1999, çok sıcak bir gün…Nefes almak mümkün değil, gece başka bir sıkıntı,uyumak  imkansız, gökyüzü, yer ile birleşmiş, elini uzatsan yıldızları tutacaksın…Saat 03.00  tarih 17 Ağustos,gökyüzünden bembeyaz bir top indi.

O tarıhte, Bursa dayım, Türkiyenin en büyük freight forwarder şirketinin marmara bölge ortağı ve şubelerden sonumlu genel müdür yardımcısıyım . Zor yorucu bir gün olmuş… Saat 03.02 kabus başladı, tam 45 saniye sürdü…ŞİDDET 7.4 VEYA 7.8 di

VE SONRASI

Korku, kabus büyüktü, günün ilk saatleriyle birlikte bütün ekibim hazırdı, iki tır iş yerimizin kapısına getirilmişti, Gölcük, Kocaeli yıkılmış,Tüpraş yanıyordu. Telefonlar çalışmıyordu, haberler net değildi, kaç kişi ölmüştü..

Hava cehennem kokuyor, sıcaktı, herkes şoktaydı, Türk halkının tek yürek olma zamanıydı,.ulaşabildiğimiz her kaynaktan insanlara ulaşmaya çalıştık, saat 06.30  adresi verdik, en geç saat 10.00 da tırlarımızınn yola çıkacağınıı bildirdik en kısı sürede yardım malzemelerini iletmelerini istedik. Saat 8.30 iş yerimizin içi, çevresi malzemeyle dolmuştu, kim getirdi belli değildi, herşey vardı, çocuk bezi,ekmek, elbise, yiyecek, su aklınıza ne gelirse, 2 tırlık değil, 10 tırlık malzeme gelmişti. 2 tırın yüklemesi organize ettiğimiz gibi saaat 10.00 da bitmiştik, iki tır ve benim arabam önde yolla çıktık.Nereye gidiyorduk, ne ile karşılaşacağız bilmiyorduk, hayal bile edemiyorduk, sadece yardım etmek için çalışıyorduk. Zor bir yolculuktu, yollar kapalıydı,  hasarlıydı, Allahtan adamlarım  yolları iyi biliyordu, toprak yolar ara yollar saatlerce süren bir mücadele…

Yalova sınırına ulaştık, jandarma, polis yolları kapamıştı, şaşkındı, ne yapacaklarını onlarda bilmiyordu, yağmadan korkuluyordu. Arabamdan çıktım, şoför üm, iki korumam ile arabamdan indim, beni bilen bilir ben aklıma koydum mu beni kimse tutumaz…

Babamın albaylığından başladım, yardım dedim, beni engelleyemezsiniz dedim, iki tırımla yürürüm, ölürüm ama bu yardımları götürürüm dedim…Yollar açıldı ve Yalova”ya  e giren ilk ekibin içinde olduk…

ŞOK…Biz nereye gelmiştik, cehennem bu manzanın yanında herhalde cennet kalırdı, bu dünyanın cehenemiydi.Anlatılmaz…Nerede olduğumuz belli değildi…Tatil köylere yok olmuştu, insanlar zombi gibiydi…Kimi bağıra bağıra yakınlarını arıyordu, hava sıcaktı, tanımlayamayacağım ama hiç unutamıyacağım bir koku vardı, durduk, yıkılmış bir tatil köyüne girdik, her taraf enkazdı, ama bilebileceğiniz bir enkaz değil, bambaşka birşey…

Sağlık  ekibleri de vardı…Bir adam gördüm, üzerinde sadece iç çamaşarı vardı, piknik sandalyesini çekmiş, kaç katlı olduğu belli olmayan ama şu an yerden, sadece bir metre yüksekliğinde bir enkazın başında oturmuş durmadan, karısıının ve çocuğunun adını haykırıyordu, hiç durmadan, avaz avaz…

Yanına gittim, bana baktı, gördün mü onlaırı dedi, sonra yine isimlerini haykırmaya başlamıştı. Şoktaydım, bir daha hiç şoka girmedim…

Tırlarla yeniden  yolla çıktık, istikamet Gölcük, Kocaeliydi…Yollar kullanılmazdı, İznik yolu üzrine saptık, arkadan gidecektik, artık yollarımız tarlalardı, büyük bir mücadele ile Gölçük e ulaştık…İlk önce o koku, hayatınızda düşünemiyeceğiniz bir koku, her yeri kaplamıştı, ilk defa ölümün, cehennemin kokusunu duyuyorduk.

İnsanlar şuursuzdu, hayatta kalanlar yarı çıplaktı, kimse çıplaklığını farkında değildi, akıl yitikliği yaşanıyordu. Kapı gibi soförlerim, adamlarım, ben hıçkıra hıçkıra ağlıyorduk. Ne yapacağımızı bilemiyorduk. Deli gibi koşturuyorduk

Her yerden inilti, çığlık geliyordu, Sağlık görevlileri, kurtarma ekipleri ne yapacaklarını bilemiyordu, onlarda ilk defa böyle bir olayla karşı karşıyaydı. En sakin olan ekip, Zonguldak tan gelen, kömür ekibiydi, düzenli çalışıyor, yılmıyorlardı, onlar canlırıyla para kazanan, onlarca arkadaşlarını çöken kömür ocaklarından çıkartan isimsiz kahramanlardı.

Akut ekibi adını en yoğun bu depremde duyduk…Hiç durmadan çalışyorlar,  en girilmeyecek yıkıntılara canlarını hiç düşünmeden giriyorlar, bir can kurtarmak için hiç durmadan çalışıyorlardı.

Ben köpeklere ik o zaman hayran oldum, gözümle gördüm, insanların en büyük yardımcılarıydı.

Kızılay a tırları boşalttık, İzmit te varmadan iki tırı teslim ettik, Zaten İzmitte gidecek gücümüz kalmamıştı.

Ardından Adapazarı depremi oldu, 10 binlerce insan öldü…

Neden,

Çünkü biz yapı yapmayı bilmiyoruz…Deprem karşılaşacağımız doğal felaketlerin, en az zarar verenlerindendir, biz mağralarda yaşıyor olsak, çok azımız ölürüz, mağaradan çıkamayan veya yer yarılırsa içine düşenler ölür…

Bizi yapmayı beceremediğimiz, para hısı, çok kazanç uğruna insanlarımıza düşünmediğimiz için evlerimizde öldürüyoruz…Hayatımız boyunca para biriktirip, aldığımız yuvamız mezarımız oluyor. Yinede nasıl oluyorsa, en büyük faaliyet konumuz inşaat…

Sanayi yok, tarım yok , hayvancılık yok, arge  ye yatırım yok…Ama inşaatta var…

Öyle bir duruma geldik  ki, afet anında kaçacağımız alanlar kalmadı…

Neden Japonya da depremde kimse ölmüyor. Japonya da deprem olmayan bölge yoktur, minimum bir yılda 4800 deprem meydana gelir, ortalama şiddetleri 6 richter dir. Ölüm ise neredeyse sıfırdır. Ya bizdeki durum, tek üretim kaynağımız inşaat ve geçen hafta  Denizli”de rasathane nin açıklaması 5,8 richter basının açıklaması 6 richter deprem, 380 ev hasarlı, çoğu oturulmaz durumda…

Allahtan evlerin çoğu kerpiç, yoksa biz 6 richter şiddette bile can veririz.

İŞTE YUKARDA ANLATTIĞIM NEDENLERDEN DOLAYI

Biz ORCA EKOLOJİK YAPI-Akya ltd- olarak 13 senedir, yapı teknolojileri üretiyoruz, Yanmayan, 7,5 richter ve üstü depremlerde yıkılmayan, radon gazı salınımı olmayan, kendi enerjisini kendi üreten, istenilen katta ve lükste inşa edilebilen, sitalanlarında uygulanabilen, ömrü 200 sene olan bitmiş hazır monoblok proje bazında duvarlar üretiyoruz ve malesef yurtdışına çalışıyoruz….

Almanya daki şirketimiz sadece, evlerimizin enerjiye ihtiyacı olmadığı, temiz enerji ile enerji ihtiyacırını karşıladığımıza  için tercih ediyor, çünkü deprem problemleri yok.

Biz enerjiyi dünyada en pahalı kullanan ülkeyiz, tabi bunda devlettin  uyguladığı vergilerde var…

Deprem bölgesiyiz, radon gazı salınımı engellemeden hastane bile inşa ediyoruz.

Biz TÜRKİYE İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORUZ ama bazı konularda yetersiz kalıyoruz.

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın
Facebook
Instagram
Twitter
Bülten Üyeliği