KABUSA DÖNEN FERİBOT YOLCULUĞU

Bayramda İstanbul’dan Gönen’e ailesini ziyarete giden Reyhan Tınmaz ve otizmli kızı Hira (16) feribotta zor saatler geçirdi. Feribotun asansörü bozulunca dakikalarca daracık bir alanda kaldılar. Kendisi de KOAH hastası olan Tınmaz, asansörden kurtulduklarında sevinmeye fırsat bulamadan kaptanın sergilediği asabi tavır nedeniyle kızının kapıldığı ağlama krizi ve öfke nöbetiyle mücadele etmek zorunda kaldı.

Kötü bir feribot yolculuğu yaşamışsınız. O gün neler yaşandı anlatır mısınız?

Bayramda Balıkesir Gönen’de yaşayan ailemin yanına gidecektim.  İstanbul’dan kızımı aldım ve Bandırma feribotuna bindik.  Ben KOAH hastası olduğum için merdiven çıkamıyorum. Feribotta da hastalar, yaşlılar ve engelliler için bir asansör vardı. Bebeği olan anneler de bebek arabaları ile çıkıyorlardı. Biz de asansöre binmek için sıraya girdik. Bizden önce bir anne ve üç küçük çocuğu asansörde kalmışlardı.  Onlar indi, bizim önümüzde tekerlekli sandalyede genç bir delikanlı ve annesi sağlıklı bir şekilde çıktılar. Kızım Hira ile biz bindik. Oradan bir görevli, bebek arabalı bir anneyi de yönlendirdi. “Yine sorun çıkmasın asansörde,” dedik. “Bir şey olmaz,” dediler.

Daha hareket eder etmez asansör durdu. Fakat o sırada gemi de hareket etti. Aslında yolcular yerleşmeden geminin hareket etmemesi  gerekiyormuş. Üstelik bizden sonra arkamızda tekerlekli sandalyede asansöre binmek için bekleyen bir kişi daha vardı.

Asansör durunca birkaç dakika geçti ve kızım korktu.  Panik atak krizi ile birlikte ağlamaya başladı. Birden kova ile su dökülmüş gibi çocuk sırılsıklam oldu. Ben korktum tabii. Baktım orada üzerinde zil işareti olan bir buton var. Ona bastım diyafondan ses geldi.  “Biz asansörde kaldık,” dedim.

Bize gelen yanıt şu “Sizin seyir halinde asansörde ne işiniz var?” Ben de dedim ki, iskeleden şu an ayrıldık. Biz yerimize yerleşmeden siz niye hareket ediyorsunuz?”

Ne cevap verdiler?

Aynen şöyle dedi… “Bandırmaya varana kadar oradasınız. Hahahaha…”

Bunu söyleyen kimdi?

Kaptan köşkündekiler.

Siz o sırada kızınızın otizmli olduğunu söylemiş miydiniz?

Hayır. O esnada söylememiştim. Bizi buradan bir an önce çıkarın çocuğun sesini duyuyorsunuz durumu iyi değil dedim. O sırada bizimle asansörde kalan anne de ağlamaya başladı. “Gülüm kurban olayım, ben kızımı susturmaya çalışıyorum. Senin bebeğin de korkacak krize girecek,” dedim. Genç bir anneydi yazık arkasını dönüp gizli gizli ağlamaya başladı.

Asansörden ne zaman kurtarıldınız?

Sanırım on beş dakikayı buldu. Asansörün kapısı bir hışımla açıldı. Beyaz saçlı bir adam bağırmaya başladı “Ben bu geminin kaptanıyım! O alarma niye basıyorsunuz! Ben işime konsantre olamıyorum, benim dengemi bozdunuz…” ağzından köpükler fışkırıyordu. Sonradan güvenlik şefi olduğunu öğrendiğim genç bir arkadaş geldi. Kaptanla ikimizin arasına girdi. Kaptan elini kolunu sallıyordu, beden dili saldırgan bir hal almıştı.

Asansörden indikten sonra yolcuların olduğu kısma tekrar nasıl çıkabildiniz?

Kaptan söylenmeye ve bağırmaya devam ediyordu. Ona dedim ki “Kızım otizmli, lütfen çok fazla bağırmayın.” Ama uyarmam onu durdurmadı. Hira daha çok korktu, ağlama krizi öfke nöbetine dönüştü bu sefer. Ben de kendimi tutamadım artık “kaptan olmuşsun ama insan olamamışsın diye bağırdım arkasından.” O sırada Hira düşüp bayıldı. Bayılırken güvenlik şefi tutmasaydı kızımı, yukarı çıkan demir merdivenlere kafasını vuracaktı.

Sonra ne oldu?

Yolcu katına çıktığımızda Hira kendine geldi. ikinci kaptan ve diğer çalışanlar geldiler, bizden özür dilediler. Hira da onlara “biz hepinizi yorduk özür dilerim,” dedi. Ben “Sizinle muhatap olmadım, eğer özür dilenecekse bunu yapması gereken kaptanınız. Ama ben bunu böyle bırakmayacağım, emniyeti arayacağım ve şikayetçi olacağım,” dedim.

Buna ne tepki verdiler?

Güvenlik şefi bana şunu söyledi “Tabi insan olarak kanuni  hakkınızı arayabilirsiniz. Yalnız şunu belirtmek isterim ki Reyhan Hanım, sizin bastığınız alarm butonu gemi dümenine bağlı. Ona bastığınız seyir halindeyken dümen kitleniyor. Şikayetçi olursanız siz haklıyken haksız duruma düşebilirsiniz.”

Bende orada güldüm. “Bunu benim yavruma anlatsanız o bile güler,”  dedim. “Bakın ben ilkokul mezunuyum. Ama şunu düşünebiliyorum asansör düğmesi gemi dümenini kitleyebiliyorsa bu mühendislikte büyük bir sıkıntı var. İnsanların hayatları ile oynanıyor. O düğme orada neden var? Orada kalan insanlara yardıma gidilsin diye.”

Bu olayı yaşayan başkaları da rahatsız oldular mı peki?

Elbette. O bebeği olan kız da babasını aradı. “Baba,  bizi karşılamaya  emniyete  haber verip gel. Şöyle şöyle olaylar geçti başımızdan,” demiş. Bizim arkamızda asansör sırası bekleyen tekerlekli sandalyedeki yaşlı kadının ve ona eşlik eden çocuğunun yolcu kısmına çıkamadığını öğrendim. Onlar da feribotun arabalara ayrılan alanında müthiş bir sıcakta yolculuk etmek zorunda kalmış. O bir ara yanıma geldi. “Lütfen şikayetçi olalım, ben sizin yaşadıklarınıza şahidim,” dedi. O ve asansörde benimle kalan kız da şahit olarak yazıldı.

Feribottan indiğinizde ne oldu? İndiğinizde polis gelmiş miydi?

Evet, ekip oradaydı. Sivil polisler gelmişlerdi. Daha sonra kıyı emniyetine de haber verdiler. Biz ifadelerimizi verdik. Şimdi neler olacağını bekliyoruz. Şu an en büyük dileğim adaletin yerini bulması.

 

 

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın
Facebook
Instagram
Twitter
Bülten Üyeliği