KUTLAMAYI HAK EDİYOR MUYUZ❓

Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın kumandanlığında “Büyük Taarruz” (26 Ağustos 1922) ve “Başkumandanlık Meydan Muharebesi” (30 Ağustos 1922’nin büyük bir zaferle sonuçlanmasının ardından ;

Yunan ordusu bozgun ve şaşkın halde kaçmaya başlamıştı..

Köteylili Mehmet Şükrü Bey’in ve Tayyare Katibi Gönenli Cemal Efendi ile Çığmışlı Topçu Çavuşu Ali Osman Çavuş’un dahi içinde bulunduğu ordumuz ise süratle kaçan düşmanı takip etmeye başlamıştır.

***

Yunan ordusunun bozgun haberi Gönen’e geldiği sırada Gönen Yıldırım Müfrezesi de Kasabayı sarmış beklemektedir.

Kasabamız Gönen’de güçlü bir Yunan birliği vardır ve bu nedenlede ihtiyatlı davranılmış alel acele hemen taarruza geçilmemişti …

Bu arada İbrahim Ethem Bey tarafından Şamlı’dan 100 atlı ile gönderilen Murad Efe’nin de orduya gelmesi bekleniyordu..

Murad Efe’nin Susurluk üzerinden Gönen’e gelmesiyle doktor Numan Bey kumandasında Balcı köyünde toplanan Altıparmak Nuri, Bacak Hasan, Kürt Hasan, Süleymanlı Ahmet, Yüzbaşı Mevlüt ve Karadağlı Hurşit Efe Müfrezeleri de Gönen’i dört taraftan kuşatmışlar..

Yunan’a yapılmış teslim olun çağrısı da reddedilip hıristiyan mahallelerinden ateş açılması üzerine Milli Müfrezeler harp vaziyeti alarak muharebeye başlamışlardı.

Ki bu kuşatma öncesinde de Gönen’den Bandırma istikametine yürüyen yunan müfrezeleri bir ismide şimdi ki Taştepe köyü, mahallesi olarak bilinen eski Çaloba  mevkiinde Yörük köyü Çakmak Bayırını yurt edinmiş efelerin,kanun kaçaklarının Türk yurdunun Yunan’a teslim olmasını görmektense Yunan ile çarpışalım kararıyla kalabalık Yunan müfrezesine saldırmaları işgalci Yunanı kurşuna dizmeleri Yunanın daha da panik yapmasını sağlamış idi.

(Gazeteci-Yazar Engin Arıcan’ın “Çaloba Bozkurtları” kitabında yunan işgaline uğrayan köylere rağmen dağdan inen yörük, çerkesvs efelerin düşmana karşı bu kahramanlıkları teferruatlarıyla anlatılmıştır)

 

5 Eylül Salı günü gündüz saat onda başlayan çarpışmalar, gecede devam etmiş,  Binbaşı Drago kumandasındaki Yunan birlikleride daha fazla dayanamayarak teslim olmuşlardır.

On saat kadar devam eden çarpışmalarda zaten panikte ki düşman askerlerinden 150’si öldürülmüş ve 170’i de esir edilmişti.

Milli Müfrezemiz den ise bir şehit, bir de yaralı vardı. Ayrıca düşmandan kırk yedi sandık Alman , kırk beş sandık Osmanlı ve yirmi sandık dokuzlu cephane, on altı sandık tüfek bombası, on iki sandık el bombası ve bir çok silah ele geçirilmiştir.

6 Eylül 1922 Çarşamba günü Gönen, tamamen Türk birliklerinin denetimine girmiştir. Müfrezelerimiz daha sonra Sarıköy nahiyesi ile Elbizlik (Hafız Hüseyin Bey) köyündeki Yunan garnizonlarına taarruz ederek tamamını imha etmişlerdir.

Rumlar’dan kaçabilenler Erdek istikametine giderek Yunan gemilerine sığınmışlardır. Kaçan Yunanlıları takip eden Gönen Milli Müfrezeleri bir taraftan da şu dizeleri terennüm ediyorlardı;

 

“Önümüzde Yunan, arkamızda Gönen..

Yürü arslan yürü sen, Allah’a güven..”

 

GÖNEN’İN YENİDEN KURTULUŞA İHTİYACI VAR ..

Bugün bu şehirde yaşıyor ve GÖNEN’liyiz diyebiliyor isek işte bu şehrin yaşadığı bu tarihsel sürecide çok iyi bilmeli, bu şehrin fiili işgalden nasıl kurtarıldığının şuurunda olmalıyız..

Kim bilir belki o zaman bu şehrin saikleri, bu şehrin sahipleri, bu şehrin yöneticileri,bu şehrin siyasetçileri ve bu şehirden istifade eden bu şehirden para kazanan işletme, fabrika vs sahipleri olarak ilçemize,kültürümüze, çevremize, sosyal hayatımıza,ticaretimize, şehrin her türlü kaynak ve imkanlarına sahip çıkar haddimizi bilir vicdanımızın sesine kulak verir şu mazisi mücadele,kahramanlık ve insanlık dolu atalarımızdan utanır da, kendimize geliriz.

Gönen’in geleceğinde ve asıl şimdi içinde bulunduğu ekonomik, çevresel ve özellikle de termal kaplıca işletmelerinin daha verimli kullanılabilmesi gibi şehrimize katkı sağlayacak, şehrimize gelir getirecek, şehrimize katma değer kazandıracak her atılımı el birliğiyle yapmak, GÖNEN’İMİZİN 98-100 yıl sonra ikinci kurtuluşu olacaktır inşaallah…

 

Bu açıdan özellikle GÖNEN sivil toplum kuruluşları olarak başta Gönen Ziraat Odası, Gönen Tema Vakfı temsilciliği ve en başta GÖNEN GÜRSES GAZETESİ ve diğer yerel medya kuruluşlarının ve tabii ki iki Gönen’li milletvekillerimiz Yavuz Subaşı ile Ahmet Akın’ın ve tüm Muhtarlarımızın,halkımızın şehrimizin kabusu haline gelmiş Gönen Çayının kimyasal atıklarla kirletilmesine tepki ve sorunu çözme adına ortaya konmuş toplumsal dayanışma ve gücü Gönen’in yeniden kurtuluşunun ilk ve en büyük bir adımı olarak görüyorum..

 

Bilinmeli ki ismi,cismi,ünvanı,siyaseti her ne ve kim olursa olsun Gönen’den ve Gönen Halkından daha değerli daha güçlü değildir …

 

Gönen’den faydalanmak,kazanmak,üretmek, para kazanmak bir hak  ancak temiz bir çevre sağlıklı ve geleceğe umutla bakan insanların oldukları bir GÖNEN’de herkesin hakkı, hepimizin hakkı !!!

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın
Facebook
Instagram
Twitter
Bülten Üyeliği