MERHABA Şu Gönen ‘stratejik planı’ nı kamuoyuyla paylaşın..!

31 Mart yerel seçimlerinden bugüne yaklaşık beş aydır Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz’ın büyükşehir genelinde tüm ilçelerin ve ilçe belediye başkanlarının, siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin, basının gündemine taşıdığı bir konu var.

Ne bu!?

‘Stratejik plan’..!

Bu kapsamda büyükşehir merkez ve ilçelerinde ilçe belediye başkanlarının da katılımıyla geniş katılımlı bir çok toplantı düzenlenerek, hem Başkan Yılmaz, kafasındaki büyükşehir için öngördüğü stratejik planı anlatıp, sinevizyon sunumları yapıyor hem de ilçe belediye başkanları bu konuda hazırladıkları sunumları anlatarak, sorun ve sıkıntılarını, taleplerini dillendirip, gelecek vizyonlarını ortaya koyuyorlar.

AMERİKA’YI YENİDEN KEŞFETMİYORUZ

Bu çalışma büyükşehir belediye başkanlığında bir ilk mi,HAYIR..!

2014 yılında büyükşehir belediye başkanlığını kazanmış Ahmet Edip Uğur’un başkanlığı döneminde bu ve benzeri çalışmalar gündeme getirilmiş, bu yönde bir çok çalışma başlatılmıştı.2014 yerel seçimleri sürecinde de yazılarımızda bu konulara dikkat çekmiş, Balıkesir’in ‘bütünşehir’ olarak büyükşehir yapılmış olmasının pratikte kaymağını Balıkesir’in yiyeceğini, tüm yatırım ve hizmetlerin, olanakların Balıkesir’de odaklaşıp, yoğunlaşarak, ‘bütünşehirdenbüyükşehire geçiş süreci’nin tamamlanacağını vurgulamıştık.

2014 yerel seçimlerinden 2019 yılı 31 Mart yerel seçimlerine kadar ki beş yıllık dönümde büyükşehir belediye meclisindeki hemen her oturum da özellikle muhalefetin yerel yönetimlerde iktidar olduğu ilçelerin genel sorun ve sıkıntısı, bu merkez de yoğunlaştı. Büyükşehir olayı ile yetki paylaşımlarında bizim elimizden hemen her şey alınırken, hemen hiçbir şey verilmedi!

BAŞKAN UĞUR’DAN BAŞKAN YILMAZ’A

Muhalefetin bu eleştirilerine süreci suskunlukla izleyen AK Partili ilçe belediye başkanlarının da hak verdiklerini belirtelim.Bu doğal ve haklı bir tepki idi. Öyle ki, üç buçuk yıllık büyükşehir belediye başkanlığı bir oldu-bitti ile sonlandırılan Edip Uğur’un yerine atanan-seçilen Zekai Kafaoğlu da büyükşehir başkanlığına oturduğu ilk günden başlayarak, büyükşehir ile ilçe belediyeleri arasında artık kangrenleşmeye yüz tutmuş güven bunalımını aşmaya çalışıp, hizmet ve yatırımları ilçelere de taşımanın gayreti içerisine girmişti. Uğur döneminin bir çok projesi askıya alınmış, zamana yayılmıştı.

31 Mart yerel seçimleri Karesi Belediye Başkanı  Yücel Yılmaz’ın büyükşehir belediye başkan adayı olması ile AK Parti içerisindeki siyasi hesaplaşmanın ve restleşmenin bir başka yönü oldu.Yılmaz, Edip Uğur döneminin askıya alınmış ya da zamana yayılmış projelerini tek tek gündemine alıp, yaşama geçirirken,Kafaoğlu’ndan devir aldığı aşırı borç yükü altında bir yandan nefeslenmeye çalışırken diğer yandan ilçelerle yaşadığı güven sorununu aşmak ve gerilim ya da çatışma değil, uzlaşı içerisinde yükü paylaşmak için farklı ve uzlaşmacı, güler yüzlü, diyaloğa açık bir yerel yönetim politikası uygulamaya çalıştı.

YILMAZ’DAN AKILCI ADIMLAR

Bu akılcı ve aynı zamanda zaman kazanmaya yönelik yerel yönetim politikasını ‘stratejik plan’ ile renklendirip, şekillendirerek, Uğur dönemi yerel yönetim politikalarını realize edip, büyükşehirin bütününü gözeterek, yaşanan sorun ve sıkıntıların siyaset üstü bir anlayışla ortak akılla belirlenip, geleceğe yönelik vizyonun belirlenmesinde tabana, halka yöneldi.

Bu da Başkan Yılmaz açısından akılcı ve rasyonel bir çözüm yolu idi.Siyasi kutuplaşmanın, gerginliğin siyaseten prim yaptığı ve AK Parti’yi sıkıştırdığı bir süreç de,yerel tüm sorun ve beklentilerin siyasallaştırılıp, ideolojik bir gözden ele alındığı bir ortam da,yerel demokrasiyi ve siyaseti tabana yayarak,katılımcılğı ön görerek, aşılmaz gözüken engelleri bir bir aşıp, yerel siyasette ve yerel yönetimlerde yeni çıkış alanları yaratabilirsiniz.

Yücel Yılmaz, ticari yaşamdan gelen bir insan..Pratik ve sonuç odaklı çalışmayı iyi biliyor.Tacariu yaşamında olduğu gibi, yıllanmış geleneksel siyasette yaşandığı gibi geleneksel siyasetten beslenen siyasetçi prototibinin iktidar ve muhalefette en büyük sermayelerinin mazeret üretmek, zamanı tüketmek ve demogoji olduğunu da biliyor. Bu ağır mı ağır, miskinleşmiş, uyuşuk, laf cambazı, statükocu siyaset anlayışı ve siyasetçi tipinin en büyük ilacının, işe ve üretime  koşullandırılmasından geçtiğini de biliyor, görüyor.

Başkan Yılmaz, iktidarı boyunca doğrudan bunlarla ve bu anlayışla yiyişmek yerine, toplumun en dinamik kesimine, sivil toplum örgütlerine., meslek odaları ve sendikalara, muhtarlıklara, basına yönelmeye çalışıp, halka yönelip,  doğrudan halka seslenmeye çalışıyor.

C.BAŞKANI ERDOĞAN’IN GÖLGESİ BALIKESİR’E  DÜŞTÜ..!

Bu aynı zamanda yaklaşık 20 yıldır Türk siyasetine damgasını vuran ve devleti yöneten AK Parti kurucu lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın sıklıkla dillendirdiği siyaset anlayışıdır. Herkesin acaba ‘stratejik plan’ ne diye merakla birbirine sorduğu ‘stratejik plan’ budur! Bu, Büyük Balıkesir’in bir bütün olarak ayağa kaldırılması, tüm ekonomik, kültürel, sportif, eğitim, sağlık, folklorik yana değer anlamında Balıkesir’de ne varsa, ileriye dönük tüm dinamiklerin harekete geçirilmesi, Balıkesir’in ayağa kaldırılması hamlesidir.

‘Stratejik planı’ sakın kimse Balıkesir büyükşehir ve ilçeleri ile sınırlı ve Başkan Yılmaz’ın dahihane düşüncesi, planı olarak görmesin. Kafaları kaldırıp, diğer büyükşehirlere ve kentlere baktığınızda  aynı hamleye , açılıma tanık olursunuz. Şaşırmayın  ve büyük düşünün..!

ELİTİST VE TEKNOKRATLAR..!

Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Başkan Yardımcısı Karacan, olayı çok güzel özetlemiş ve şöyle diyor:

Toplantıları düzenleyen yetkililerin ve Büyükşehir Belediyesi yapısının gözlerinden kaçmaması gereken bir durumu da buradan anmamız gerekiyor; katılımcı halk kendisinden beklenen çabayı göstermektedir. Bu çabayı sergileyen ve gösteren halkın karşısında, bir kamu kurumu olarak ya da devlet olarak biz bir şey yapamayız demek, kesinlikle mümkün değildir.  Ayrıca, yetkililer toplantılara katılım sağlayanların büyük çoğunluğunun, yaşadıkları çevre ile ilgili derin bilgiye sahip olmalarını güçlü bir taraf olarak görmeli ve bunun kendileri adına bir şans olduğunu da unutmamalıdırlar.”

Ancak, Karacan, bunu gerçekleştirmenin siyasi partilerin işi olmayıp,  alanında uzman, profosyonellerin işi olacağına da dikkat çekmiş. Bu elitist ve devlet ve toplum yaşamına teknokrat-bürokrat gözüyle bakmak, siyaset ve siyasetçiyi aşağılayan  anlayışın tezahürüdür. Halk, burada belli bir amaca-hedefe ulaşmanın sadece basit  ama vazgeçilmez aracıdır.Bu anlayış,aynı zamanda darbecilerin ve gerçekleşmiş tüm darbelerin yönetim anlayışıdır. Bu yönetim anlayışına göre, yönetmek siyasetçiler için imkansız bir şey, halk için  de yönetim belasına bulaşmadan, işin ehli toknokrat, elitist aydınlara bırakmak tek çözümdür. Ülke için de Balıkesir büyükşehir için de bu anlayış, bir felaket ve yıkımdır.

Bu anlayışın en kaba yorumu şudur: Bir çoban ya da bir köylü, işçi ,esnaf ile benim oyum bir olamaz..!!!

Bunun bir başka tezahürü,Gönen Sivil Toplum Platformu’nu yöneten ve baskın anlayıştır.Gönen’li yok ama Gönen’in kaderi belirlenecek,yol haritasını okumuş alim ve muallimlerle,kendini Gönen halkının üzerinde gören kimi kendinden menkul isimler belirleyecek. Gönen Çayında yaşanan kirlilik konusunda bir tek Gönen Ziraat Odası Başkanı Özkurt ile Tema Vakfının temsilcilerinin attığı adım ve bir imza kampanyası her şeyi tepe taklak ediverdi. Halka inanıp, halkınıza güveneceksiniz ve yılların mağrumiyeti altında ezgin ve suskunluğu, yılgınlığa itilmiş halkınıza layıkıyla rehperlik yapacaksınız.

Kimse yazdıklarımı üzerine de alınıp, olayı kişiselleştirmesin. Kelimeler adresini zaten bulur…

Şimdilik bu kadar, esen kalın..

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın
Facebook
Instagram
Twitter
Bülten Üyeliği