MERHABA (YİNE DE GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN..!)

24 Temmuz,ülkemizde Basın Bayramı ya da  Gazeteciler ve Basın Bayramı olarak kutlanmakta.Sözde Osmanlı İmparatorluğu 2.Meşrutilyetin yürürlüğe girmesi sonrasıdöneminde 24 Kasım 1908 tarihinde  basından ‘sansürün kaldırılması’ nedeniyle 10 Haziran 1946 tarihinde kurulan Türkiye Gazeteciler  Cemiyeti(TGC),nereden ihtiyaç duyulduğu hala tartışma konusu olan söz konusu tarihi ‘basından sansürün kaldırılışının yıldönümü’ olarak kabul ederek,24 Temmuz’un Basın Bayramı olarak kutlanması kabul görmüş.

Öncelikle tarihsel ve mesleki bir yanlışı düzeltmek gerekiyor. Osmanlı İmparatorluğu dönemi dahil, Cumhuriyet Türkiyesi’nde yazılı, sesli, görüntülü basın ve yayın organları üzerinde, keza gazete sahipleri ve basın emekçileri ile yazar ve çizerler üzerinde  ‘sansür’ ve anti-demokratik baskılar, dayatmalar ile yaptırımlar  hiçbir zaman kalkmadı.

Günün önemine binaen Vali Yazıcı’nın mesajı önemli ve özetle, Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerini anımsatıyor: ‘Basın, bir milletin ortak sesidir. Bir milleti aydınlatma ve olgunlaştırmada basın, başlı başına bir kuvvet, bir okul, bir öncüdür.’

Basın hürriyeti ve konusunda 1924’te Mustafa Kemal’in dikkat çekici ve öğretici şu sözlerini de unutmamak gerekiyor:

“Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanmasının, ne derecede nazik bir vaziyet olduğunu söylemeye lüzum görmem. Her türlü kanuni kayıtlardan evvel bir kalem sahibinin ilme, ihtiyaca ve kendi siyasi telakkilerine olduğu kadar vatandaşların hukukuna ve memleketin, her türlü hususi telakkilerin üstünde olan, yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevi zorunluluğu, asıl bu mecburiyettir ki umumi düzeni temin edebilir. Bununla beraber bu yolda yanılma ve kusur olsa bile; bu kusuru düzeltecek etken ve vasıta; basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir.”

Basın ve gazetecilerin özgürlüğü konularında Mustafa Kemal Atatürk’ün bu ve benzeri bir çok açıklamaları adeta yönetenler ve kamuoyu yani halk açısından öğreticidir. Örneğin, 1929 yılında Atatürk’ün ““Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır” veciz ifadesi, aradan on yıllar geçmiş olmasına karşın ,hala yönetenler ve yönetilenler tarafından üzerinde ciddiyetle sorgulanıp,düşünülmesi gereken ifadelerdir.

Oysa ki, basınımızın ya da gazetecilerin, düşün insanlarımızın  özgürlüğü gerçek anlamda ülkenin bir demokrasi ve özgürlük sorunudur. İkisi birbirinden ayrılamaz…

O nedenle, Gazeteciler Cemiyeti’ne başkanlık yaptığım dönemlerde dahil, bir gazeteci ve yazar olarak ‘sansürün kaldırılışının yıldönümü’ ve bir bayram olarak hiçbir zaman kutlamadım; konuyu da olayı da ,bayram hikayesini de gerçekçi ve doğru, samimi bulmadım.

Derken, Kaymakamımız  Bekarlar’ ‘Gönen Vizyon 2023’çalışması kapsamında  sektörelçalıştayların ilki olarak 16 Temmuz 2016 tarihinde düzenlenen  Turizm Çalıştayı’nın Yürütme Kurulu Başkanı olarak yapmış olduğu açılış konuşmasının gazetemizde haber olarak sunuluşundaki ifadelerinin çarpıtıldığını  ve yanlış anlamalara neden olabileceği  gerekçesiyle, yasal hakkını kullanıp, düzeltme ve cevap hakkını kullandı.

Yasal hakkıdır ve gazetemizde sunulmuş haberde bir eksiklik, yanlışlık var ise , elbette ki düzeltip, cevap hakkını kullanabilir. Söz konusu haber de konuşmanın sadece başlığında bir sorun olduğu gözleniyor. Haber ve spot doğru. Sn. Kaymakamımızın konuşması ve konuşmanın haber olarak sunumunda iddia ettiği gibi bir ‘çarpıtma’ yok..! Söylenmiş bir şeyi haber olarak ‘çarpıtmak’ ve doğru-gerçekmiş gibi sunumunu yapmak başka bir şeydir..

Yine de, güzide basınımızdan sansürün kaldırılışının  yıl dönümü, Gazeteciler Günümüz kutlu olsun..!

Esen kalın..

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın
Facebook
Instagram
Twitter
Bülten Üyeliği