YENİ TÜRKİYE, YENİ BİR NESİL, YENİ HATALAR

-Aç gözlülük

Nefis ne demektir, arapça bir kelimedir, ruh, bir şeyin aslı , bazı durumlarda da malesef kötü istek anlamına gelmektedir.

Nasıl bir şey hem ruh hem kötü istek anlamına gelir. İşte insanın tanımı da budur, kötü istekler ve onunla mücadele eden ruh…

Aç gözlülükte bu kötü isteklerden biridir. Bir rivayet vardır, gözünü toprak doyursun denir. Aç gözlülüğün sonu pek hoş  olmaz onu anlatır. Günümüzde nefis terbiyesi unutuldu. Elindekinin değerini bilmek unutuldu,  mütavazi olmak unutuldu. Hava atmak, başkasına haset etmek, fitne, fücur hızla arttı. Çalışmadan büyük mevki sahibi olmak gibi imkansızlıklar üzerine hayatımızı inşa etmeye çalışıyoruz.  Olmaz, olmuyor…

-Cehalet

Nasıl yani diyeceksiniz, cehalet olur mu, herşey elimizdeki cep telefonunda tam tersi günümüz cehalet devri hiç değil diyebilirsiniz ve bence çok ta yanılırsınız. Bilgiye bu denli kolay erişilen bir dönemde nasıl olur da ben size cehaletten bahsedebilirim ki…Bak densizliğime…

Günümüzde sözde üniversite okumuş,ellerinde son model cep telefonları,  bilgisayarları olan cehalet içinde olan insanlar var.

Cehalet , günümüzde edepsizliktir,kendinden başkasını düşünmemektir,  sadece kendini sevmektir,  ego içinde yaşamak, sadece ben ben demektir,  kimseyi önemsememek, anne,  baba sevgi ve saygısı olmamak demektir,  sadece kendi gibi düşünenler dışında kimseyi önemsememek, kitap okumayan sadece elindeki bilgisayar ve bağlı sistemlerle yetinen, bilgisayardaki doğru mu yanlış mı olduğu belli olmayan bilgileri ayırt edememektir.

Şiddet, kibir, saldırganlık, saygısızlık, büyüğe saygı, küçüğe sevgi duymamaktır. Cehallettin merhameti yoktur, merhameti olmayan yada uygulayamayan insanlar olduk, sokak hayvanlarına verdiğimiz değeri, kimsesiz, yetim, öksüze vermez olduk.

Cehalet kendi düşüncesinden başka düşünceye kapalı olan beyinlerdir. İşte böyle bir toplumda Cahilin Yanında KİTAP gibi sessiz ol demiş MEVLANA…Kitap gibi sessiz olmak, lütfen bunun anlamını bir düşünün…

-Empati yoksunluğu günümüzün en büyük hastalığı, ben, ego, o denli büyüdük ki, ne annemizi, ne babamızı, ne arkadaşımızı, ne kardeşimizi ama en önemlisi kendimizi anlamayı empati yapmayı unuttuk. Taklit, özenti hayatlar yaşamaya başladık, özümüzden o denli uzaklaştık ki, bize sunulan her türlü geçmişi kabul eder olduk. Kavram kargaşasında yok olup gitmeye başladık.

Duygularımızı yitirdik, duygu olmadan empati olmaz…Çünkü başkalarının duygularını hiç anlamayız.

-Doğal olarak aşırı egolarımız gelişti. Ben, ben, ben…O denli bir ben ki, ne karı, ne koca, ne çocuk umurumuzda, yeter ki, egomla olayım. Terkedilen çocuklar, yok olan nesiller, acı çekecek olan bir gelecek.

Sadece menfaat için kurulan ilişkiler. İnsanları  ihtiyaçlarımız için arar olduk. İhtiyaç bitince de arama sormada biter oldu. Menfaat odaklı, ego yüklü ilişkiler kurar olduk.

-Bütün bunlar vicdan eksikliğini getirdi. Bende olsun, ama nasıl olursa olsun…Bedeli önemli değil…Vicdan, Ahlak oluşumu için olmaz ise olmazdır. Ahlak ile toplumsal iyi ve kötüyü ayırtederiz. Hayır ile şer arasındaki farkı algılarız.

-Kabul edilen çaresizlik içindeyiz. Bu ortamda birşey olmaz, ben ne yapabilirim ki, SAKIN HA SAKIN SİZE VERİLEN BU KABUL EDİLEN ÇARESİZLİĞE KURBAN gitmeyin.

-Akıl sadece hinliğe, şeytanlığa çalışır oldu. Benden olmayanı hiç kabul etmem mantığı topraklarımıza yerleşti. Büyük bir akıl durgunluğu yaşıyoruz.

Hızla değerlerimizi yeniden hatırlamak için kampanyalar yapalım.

Doğamız vicdansızca yok ediliyor, kadınlarımız evlerini terkediyor, çocuklar başı boş yetişiyor, erkekler değerlerini unuttu, yerine şiddeti koydu. Gelişmiş ülkeler bu değerleri yeniden keşfetmek için çalışırken,hızla bizi biz yapan değerlerden koparılıyoruz.

ALGI LÜTFEN ALGI

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın
Facebook
Instagram
Twitter
Bülten Üyeliği