İLGİ DUYMADIĞIMIZ ALANLARDA DA HAYAT DEVAM EDİYOR!..

Çok sıkça ifade etmeye çalıştığım gibi ne yazık ki güncel yaşam içinde yaşadıklarımız veya tanık olduğumuz olaylar nedeniyle şikayetlerimizin çok fazla olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Gerek aş ve iş gerekse eğitim amaçlı olsun ülke olarak büyük kentlere doğru büyük bir göçün yaşandığı ülkemizde sosyal ve kültürel uyumun sağlanabilmesi adına yaşanan zorlukların iyi bilindiğini ancak bunların çözümünü de ne yazık ki sadece devlete bırakarak kenarlarda beklemeyi tercih ediyoruz.

Kenarlarda beklemek derken de ben daha çok kendi ilgi alanlarımıza yani kişisel zevklerimize uygun alanlarda bulunmayı tercih ettiğimizi söylemeye çalışıyorum.  Aslında güncel yaşam derken sokaktaki yaşamın 24 saat devam ettiğini de iyi biliyoruz ama ilgisiz kaldığımız veya dikkate almadığımız böylesi bir sosyal yaşamın diğer kulvarlarındaki varsa sıkıntılarını veya eksikliklerini bilmemizin de imkanı olmadığını söylemek isterim.  . Yine önemli bulduğum için söylüyorum, örneğin okula giden çocuklarımız yoksa hemen yanı başımızdaki okulun çalışmasıyla, ihtiyaçları veya sorunları nelerdir noktasında okulumuza yabancı kaldığımızı görmemiz gerekiyor..  Yine hem çocuklarımızın gelişimi ve hem de sağlık için gerekli olan spor çeşitliliği konusunda spora ilgimiz varsa ilgileniyoruz, yoksa konuşmuyoruz bile. Dolayısıyla kişisel ilgisizliğimizle spor açısından geleceğimizi toparlamakta yetersiz kaldığımızı söylemeye çalışıyorum.

Günümüzde doğayı koruma, hayvan hakları, çevrecilik, geri dönüşüm gibi hayatımıza yeni giren kavramların yanı sıra asırlardır bilinen sanat ve kültür gibi çağdaş bir toplumun ihtiyacı olan çalışmaların önemi de çok büyük ama bakıyoruz böylesi yeni tanımlamalar ve çalışmalar sayıları çok çok az olan gönüllü vatandaşlarımızın sırtında götürülmeye çalışılıyor.

Demem o ki genel manada baktığımızda bulunduğumuz çember dışına çıkmadan sadece kendi ilgi alanlarımız içinde hayatımızı devam ettirmeye çalışıyoruz. Televizyonlarda izlediğimiz programlar da yaşanan olaylara baktığımızda çoğu kez bu nasıl oluyor yahu diyerek şaşırıyoruz, inanmak istemiyoruz ama dediğim gibi hayat kendi kulvarları içinde doğru veya yanlış devam edip gidiyor.

Burada esas meselenin ben hemen hemen her sosyal alanda küçükte olsa var olan sivil toplum örgütlerinin kamu oyu önünde çok fazla desteği görememeleri olduğunu düşünüyorum. Örneğin STK derken yıllar önce düşüncelerimi paylaşmak adına emeklilik sonrası ben de STK’lara katıldım. Uzun yıllar çalıştım ama gelişme ve değerlendirme adına toplum katında dinamik bir yapıya kavuşamadığımızı söylemek isterim.

Aslında ülke nüfusu olarak yaklaşık 13 milyona varan emekli sayımızla STK çalışmalarına destek verebilecek önemli bir potansiyelimizde var ama bunları ne yazık ki çeşitli nedenlerden ötürü değerlendiremediğimizi düşünüyorum. Bunun sebeplerinden birisinin de ben gazete okuma konusunda büyük bir eksikliğimizin olduğunu görüyorum. Örneğin yerel gazetelere ilgimiz hiç yok gibi bir şey. Dolayısıyla evimizin yanı başında veya mahallemizde neler olup bittiğini takip edemiyoruz. Bizi ilgilendirmez havalarında her şeyi ya belediyeye ya da devlete bırakarak kendi ilgi alanlarımız içinde yaşamaya devam ediyoruz.  Unutmayalım yaşadığımız kentin modern bir kent olmasını istiyorsak eğer 7’den 77’ye herkese ihtiyaç olduğunu, bunun da mutlaka bir gönüllülük anlayışı içinde birlikte çalışmayla, birlikte üretmeyle olabileceğini düşünüyorum.

Bu Haberi Sosyal Medya'da Paylaşın